13 Temmuz 2009 Pazartesi

cahit zarifoğlu

büyük, geniş avlularda durdu
yukarı kaldırdı başını
uslanmaz ateşçiçekleri diledi gökten
acısı derin yağmurlarla beraber
dipsiz kuyuların başında bekledi
cıvıltısı çoğalırken ağaçokulların
dağlarla ovdu kentin bakışını
yüreğinde dövülmüş demiri bıraktı
ufku gösteren işaret çocuklarına

artık menziller de kısaldı
bir gülüşlük gül atımında
güz odasında ıssız kaldı seccadeler
bir tespih tanesi gibi çekiyorsun şimdi
nidaları yoktan var ettiğin bir telle
gümüş desem değil
belki sözcüklerle kurduğun bir ömür
belki de kuşların bol öksürüklü dili

serin, boş avlularda bekledi
teninden ilmek ilmek söktüğü baharı
uzadıkça uzadı sakalları
sadece kendine kokan bir çiçeğin gölgesinde
atlayıp uzaklara gitti sonra
yelesinde alevler büyüten bir katıraslanın sırtında
artık hangi yana dönse
karaya her gün toprak veren bir ada

derin, loş avlularda öldü

gökhan arslan

* Hece 149, Mayıs 2009

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder