13 Temmuz 2009 Pazartesi

ardışık ağrılar çarşısı

şiir diyorsun, dağılmış bir ruj lekesi hayatın dudaklarında
yorulmuş hoyrat sözcüklerle öpüşmekten
bunun için zarafet kokuyor kırgınlığında
kirpikleri bu yüzden koyu
koynuna uzanmışken dilsiz koyların
bir mektup yarası belki, duvar anısı
mûridler toplamış kendine sürekli kıvrılan bir çağdan
durmak da yorar aslında şiirin o uzun koşusunda
arasıra kırıklarını da toplamalı insan
sırlarını fısıldarken bir usturanın suskunluğuna

şiir ağrısı; ki siz ona kalp ağrısı da dersiniz
bakırdan umduğunu bulamayan bir demircinin ellerinde dövülmüştür
kalın ağrıdır; zehirli maden
kaç şairin dilinde paslandı kim bilir
iltihabıyla, iriniyle yıkandı gitmelerin
açılmamış bir mektup kokusu gözlerinde
oysa en çok yarasını sever insan
şiir; dilde kıymık
takılırken yitirişin damağına
en çok kendi karasını sever insan, kanamasını
azalmasını toprağının kıyılarda, kıyısız zamanlarda

şiir diyorsun, suyu takip et öyleyse
sözcük sözcük, harf harf ilerliyorum sende
üstelik altını da çizerek bazı yerlerin
sen; taşlarla örülmüş huzursuzluk
şiir; yaralı bir hayvan belki de
düşmüş taşların üstünden
renkler biriktirmiş boynunun kırılan eğrisinde

âh katı eylemsizlik, katılaşan
nereye bu isteksiz yürümeler, içten çürümeler
gizli bir eczânın kalbine
yok bir ırmağın kalbine
taşınmış bir çölün kalbine
neden bu sahipsiz gömülmeler

şiir ağrısı, diyorsun
yağmurlu caddelere kurulmuş bir pazar yeri
neyi alacağını iyi bilmeli insan
öyle bir çırpıda doldurmamalı sepetini
yoğun ağrıdır; huysuz kangren
usulca bırakır akıntısını ahşaba
ve sahiplenmez hiçbir şairini
her yazı kazıdır aslında
dibinde yalnızca kendini bulan
her yaz beyazdır, bu yazdır

hayat; çevirinin çevirisi
şiir; çevirenin ikindisi
kayıp bir dil gibi durur oralarda

bir şiirden gâzi çıkmak, diyorsun
yer verirler mi ön sıralarda

gökhan arslan

* Cumartesi 49, Nisan 2009

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder