17 Temmuz 2009 Cuma

izmir

yüreğin bir gün ansızın kapanan bir kitapçı dükkanı
sararmış ciltleri ve tozlanmış raflarıyla
yüreğin bir gün ansızın

oturmuş izmirin deniz yüklü kıraathanelerinde
ahir zamanlardan kalma tecimenlerin elleriyle
kara bir alınlık gibi karşılıyorsun
içine kıran işlemiş savruk rüzgârı
döküm sevdalar ağırlaşırken mevsimin koynunda
taş cerrahı bir gezgin gibi saklanıyorsun
rengi solmuş bir mahpus fotoğrafına
hem sen de biliyorsun, bazı anneler cumartesiyi okur
usulca kaybolup giden oğullarının sırtında

yavaş yavaş çökerken gün kısık sesli çatılara
anason kokusu döker çocuklarını kemaraltına
mektupçunun sırtlarından inersin cebinde bukağılar
havra sokağının buğusu karışırken içinin bit pazarına
pusular, nazarlar alırsın kendine
kalb para değerinde dikenler
tay bayan aylar edinirsin
kırıntılı bir yahudi şivesiyle seslenir asansör

yüreğin bir gün ansızın kapanan bir baharatçı dükkanı
çatlamış kavanozları ve dikiş tutmaz çuvallarıyla
yüreğin bir gün ansızın

yerinde duramayan zencefil, katmerli karanfil
kasık kokularıyla koşarken şehrin göbeğine tepecik
yularından tutarsın içine çöreklenen tren garlarının
unutkan bir aktar heykeliyle selamlarsın inciraltını
bir film şeridi gibi yanarken yalnızlığın kasabaları
alaturka mezeler biriktirirsin saçlarında
koltukaltında istemeden çıldırır zerafet
gövdene sakız kokusu bulaşır

şimdi sen dar sokakların uslanmaz kuyumcusu
kararmış adaların kimyon kokulu balıkçısı
mızrabında artık testiler kırılır
iyot kokulu dağlar büyürken yüreğinin foçasında
şimşir rengi kuyular birikir süreyya berfenin sakallarına

sonra bir gün sordum esrar ve ayet kokan dedeme
gerçekten kadife midir kadifekale

gökhan arslan

* Artefact 5, 2009

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder